SöZüN TüKEndiĞi YaMaç ...


1.27.2009 - Fikirdaşlarım - Yıldırım Türker 25

Bir kahramanın çiğnenen onuru

 25/01/2009
YILDIRIM TÜRKER

Her intihar vurucu bir mesajı beraberinde taşır. Bu mesajın paylaşılabilir olması, bir insanlık durumuna karşılık olup açık seçik bir reddi sahneliyor olması o intiharı yazılı bir söz kadar unutulmaz, kalıcı kılar

Yargısız infaz tamlaması, bu kez infazcılar ve yakınları tarafından öfkeli bir hıçkırık, kıymeti bilinmemiş bir vatanseverin gururlu sitemi olarak kullanılıyor nicedir.   Bu tarih aralığını burada, bu topraklarda yaşamış olanlar da karmaşık duygular içinde bir kez daha izleyici konumuna davet ediliyor.
Varlığı bile itiraf edilmemiş JİTEM’in Diyarbakır Grup Komutanlığı’nı sayısı belirsiz cinayetin sorumlusu olarak ifa etmiş bir gazi kahramanın; emekli albay Abdülkerim Kırca’nın intiharının günahı basının üstüne yıkılıyor. Basın, yargısız infazcı, Ergenekon davası da linç operatörü ilan ediliyor.
“Bir Türk Kahramanının Çiğnenen Onuru” piyesi, aceleye getirilmiş bir metin, berbat bir dramaturjiyle sahneleniyor. Kırca’nın tekerlekli sandalyesi; yuttuğu kim bilir kaçıncı bastondan sonra zorlukla eğilip ona ‘Türk övünç’ madalyası takan sabık Cumhurbaşkanı Sezer’in tuhaf pozuyla birlikte ruhumuzun telini titretmeye yönelik bir fotograf işte.
Vatanını korurken genç yaşında felç kalmış aslan gibi albayın onur intiharı.
Her intihar vurucu bir mesajı beraberinde taşır. Bu mesajın paylaşılabilir olması, bir insanlık durumuna karşılık olup açık seçik bir reddi sahneliyor olması o intiharı yazılı bir söz kadar unutulmaz, kalıcı kılar. Kendi hayatının sınırlarından taşıp dünyayı redde yönelik bir söz taşıyan intiharlar birer manifestodur.
Sözgelimi Mayakovski, ardında “Hükümet Yoldaş” diye başlayan bir mektup bırakıp kendi canını aldığında artık sosyalizm rüyasını taşıyamaz hale gelmişti. Onunki bir rüyanın intiharıydı.
Stefan Zweig faşizmin Avrupa’yı işgaline tanıklık etmiş, önce İngiltere, sonra Brezilya’ya kaçmakla kurtulmayacağını hissetmiş 1942’de Brezilya’da intihar etmişti. Onun intiharı faşizmin önlenebilir yükselişine karşı bir uyarıydı. Arthur Koestler, ömrü boyunca insanlığın özgürlük ülküsü uğruna savaşmış bin bir yıkımdan geçmiş, 77 yaşında karısıyla birlikte intihar etmişti. Onunki, özgürlük umudunun intiharıydı.
Abdülkerim Kırca’nın intiharı da uğruna vücudunun yarısını vermiş olduğu vatanın milleti tarafından kıymeti bilinmeyince hayatını alıp kafamıza fırlatmış bir yiğidin sözünü taşısın diye o cenazede TSK, tekmil içtimada idi.
Cenaze törenini izleyenler, bir milli kahramanın suçlu ilan edilmesine karşı isyanını haykıran eşinin yakıcı içtenliğine ve Tuncer Kılınç’ın coşkuyla alkışlanmasına tanık oldular.
Anladık. Türk ordusu, Abdülkerim Kırca’nın onuruna, askerliğine kefildir.
Bize yazılan intihar hikâyesi, şerefli ve tenezzülsüz bir insanın haksızlığa karşı isyanıydı.
Nitekim, sesi mana pınarı kimi sunucuların haberlerde, müntehirin kendisiyle son konuşana anlattıklarını aktarma biçimi adeta bütün toplumun vicdanına lanet okuyordu.
Emekli albay Kırca, ‘artık teröristler kadar kıymetimiz yok’ diyesiymiş. Çok küskünmüş. Bedbinliğe kapılmış.
Yakınları da yakın kafada gazeteciler de açıkca dile getiriyor. Bir PKK itirafçısının sözüyle yargısız infaza kurban gitmiş gazi albayımız.
Öncelikle ille de hatırlatılması gereken birkaç nokta var.
Müntehir Kırca’ya yönelik bu iddialar birkaç gün önce kapımızın altından atılmadı. Daha 1998 yılında yazmış olduğu raporda Kutlu Savaş, (yani Soros sponsorluğunda bir sivil toplum örgütü değil, dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı) Kırca’nın görev başında olduğu dönem işlenen faili meçhul cinayetlerin dökümünü sunuyor, albayı da ‘planlayıcı ve yürürlüğe koyucu’ ilan ediyordu. Ama anlaşılan Kırca, henüz Türk vatanseverliğine olan inancını kaybetmemişti ki intihara teşebbüs etmedi.
Bitmedi. Abdülkadir Aygan, albayın intiharından birkaç gün önce Star gazetesinin kapısını çalıp çeşitli iftiralarda bulunmuş değil. Aygan, diğer onurlu silah arkadaşlarının yanı sıra Kırca hakkındaki tanıklıklarını 2004 yılında itiraf etmişti. Savaş’ın raporundan 6 yıl sonra. Aygan da 90’lı yıllarda PKK’ya yardım ediyor diye kaçırılan 8 kişinin sorgulanıp infaz edilmesi emrini verenin Kırca olduğunu iddia ediyordu. Bunun üstüne aralarında Kırca’nın da bulunduğu sanıklar hakkında Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 2005 yılında bir dava açıldı. Kırca’nın suçunun tanımı şuydu: “Bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak.” Sonra tabii bildiğiniz ‘görevsizlik’ kararları, Uzlaşmazlık Mahkemeleri vb.
Bu süreç boyunca Kırca devletine milletine küsmedi. Daha sonra Cumhurbaşkanı tarafından onurlandırılacaktı. Gün henüz o gün değildi.
Kısacası; kendi eliyle şehit Kırca’nın, yakın silah arkadaşları Yeşil,Veli Küçük ve Levent Ersöz ile birlikte ora’larda yazdığı kahramanlık menkıbelerini zaten biliyorduk. Sadece Abdülkadir Aygan’ın itiraflarından değil.
Arada bir resmi dil üretim merkezlerinin nümayişlerine kulaklarımızı kapatıp onlara ve diğer vatan evladı kahraman kanaat önderlerine bir soru sormak zorundayız. Kürtler, uzak doğunun balta girmemiş ormanlarında yaşayan bir kabile artığı değildir. Onların hayatlarıyla, kardeşlerinin kanlarıyla tuttukları kayıtlara ulaşmak o kadar zor mu?
Başbakan’ın Şemdinli’yi satışa çıkarırken kullanmış olduğu tenzilat ilanını hatırlayalım. Oraların insanının tanıklığının geçerli olamayacağını belirtmişti.
Halkın tanıklığına inanmadığınız takdirde, halkın gözünde nasıl inandırıcı olacaksınız?
Sizce binlerce Kürt vatandaşın, şu ya da bu nedenle ve mutlaka vatan aşkının dürtmesiyle katledilip oraya buraya, o kuyuya bu kuyuya gömülüvermiş olması av yasağı öncesine mi denk gelmekte? O yüzden mi artık o günahları deşmemek, barışın şartlarını nisyan üstüne kurmak önerisiyle geliyorsunuz kapımıza?
Bütün o faili meçhul cinayetlerin, en korkuncundan vahşet uygulamalarının yerinde, şart, vatan için kaçınılmaz olduğuna mı inanıyorsunuz? O zaman siz de itiraf edin.
Katillerin itirafçılardan daha muteber ilan edildikleri bir hayat tasavvuru, hâlâ tetiğini ensemizden uzak tutmama çabasında.
Kanmayın. İtirafçı olun da bilelim. Bu memlekette ölümlerinin hesabı sorulmayacak değersiz bir insan güruhu var, deyin. Onları temizlemeden nasıl savaş kazanılır, deyin. Hukuk devleti bu memlekete lüks, deyin. İtiraf edin. İntihardan yeğdir.
Kendilerine intihar etme fırsatı bile tanınmadan işkencelerden geçmiş, aşağılanmış, bir kırsal kuytuda topluca halledilmiş Kürtlerin infazı ardındaki yargı mercii sizi rahatsız etmiyordu, değil mi?
Ama gizlice öldürülen insanların gömülüverdiği mezarlar da mayın gibidir. Gün gelir patlar.
Yanlışlıkla vurulan, kimvurduya giden, mayınlarla havaya uçan, kolsuz-bacaksız kalan onca çoban çocuğunun ahı demek de mümkün elbet. Artık meşrebinize göre.

Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

B. ŞaFAk dUgaN

Tüm insanların EŞİT olduğu, özgürlüklerin yokedilmediği, düşüncenin ve üretmenin yasaklanmadığı, FARKLI olana önyargıyla yaklaşılmayan, her tür ayrımcılığın ortadan kalktığı , sevgi ve barış dolu bir yaşamı kurmak hepimizin elinde....
Tüm insanların EŞİT olduğu, özgürlüklerin yokedilmediği, düşüncenin ve üretmenin yasaklanmadığı, FARKLI olana önyargıyla yaklaşılmayan, her tür ayrımcılığın ortadan kalktığı , sevgi ve barış dolu bir yaşamı kurmak hepimizin elinde....

...................................

...................................

...................................

HRANT'I UnuTMaDIk!

İzleyin

..............  

...................................

SiSTeMi DöNüŞTürMek İsTİyORsANIz BuLAşıN!

Uluslararası AF ÖRGÜTÜ
BİANET:Bağımsız İletişim Ağı
RADİKAL Gazetesi
EVRENSEL Gazetesi
BİRGÜN GAZETESİ
SES ONLINE
KADIN Mühendisler Platformu
KADIN MÜHENDİSLER e-bülten
Kadın Mühendisler GRUBU
EĞİTİM-SEN
DİSK
KESK
İnsan Hakları Derneği
MAZLUMDER
İnsan Hakları Ortak Platformu
Düşünce Suçuna Karşı Girişim
HERKES EŞİT ve FARKLI
Helsinki Yurttaşlar Derneği
Savaş Karşıtları
Vicdani Ret Platformu
Anarşist Bakış
Bizim Hrant
HRANT ve BİZ
Bireysel Silahsızlanma
Tecrit ve Ölüm Orucu
Haklar ve Özgürlükler Cephesi
TAYAD
Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu
ÖZGÜR ÜNİVERSİTE
NESİN VAKFI
Türk Eğitim Vakfı
Kadının İnsan Hakları
AMARGİ
KAZETE
Uçan Süpürge
KA-MER
KA-DER
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı
MOR ÇATI
FilmMOR Kadın Kooperatifi
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi
Kaos GL
Lambda İstanbul
GÜNDEM ÇOCUK
Çocuk Hakları Koalisyonu
Engelsiz Erişim
Engelliler
Türkiye Engelliler Vakfı
Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği
Kayıp Aranıyor
GAZETECİLER SENDİKASI
ORTAK ADAY
BASKIN ORAN
UFUK ARAS
HALUK GERGER-UZAKLAR
TKİP
Türkiye Komünist Partisi
EMEK PARTİSİ
Özgürlük ve Dayanışma Partisi
Demokratik Toplum Partisi
KIZIL
Kurtuluş Cephesi
ATILIM
AÇIK RADYO
MAVİ DEFTER
ZMAG
Özgürlükçü Sol
Birlikte düşünelim
Felsefe LOGOS
HALKEvleri
TMMOB
NOKTA
ÖZGÜR GÜNDEM
KARAKUTU
TEMA
KÜRESEL ISINMA
IstanBloggers

...................................

VaKtiNiZ vArSa GöZ AtıN! PişMaN OLmAzsıNıZ..

DEVIANTART
İstanbul OYUNCAK MÜZESİ
BANU TAYLAN'ın DUKKANI
İstanbul Sokak Stili
Altı Üstü Tasarım
DUGAN BİLGİSAYAR
EKŞİ SÖZLÜK
OKUYAN US YAYINEVİ
ZİBARU
Çarpım Tablosu
Jazzetta
Endişeli Peri
Selim Tuncer
Düşler ve Erdemler
Derin Sular
Budalaca
Fikir Atolyesi
GAYKEDİ
BenHayattayken
Günlerin Tortusu
İLK 5
Mor Koyun
SİYAH KAHVE
DEVIANTART Şafak
EKİN SU DUGAN
FOTOKRİTİK Yash Skip
7.SANAT
Altın ÖRÜMCEK
JIKLET
Pino’nun Yeri
Sesli Kitap Gönüllüleri
Deli Fikir
Dino-Dream
Oyun Kurdu
Paternika
Grapp-inn
aKampus
theDOG
Kedim ve Ben
Blog Böceği
RAKI SEVER
Devletşah
EV CİNİ
ÇAY SAATİ
Portakal Ağacı
• • • • • • • •• • • • • • • • • • • •• • • •

 

Kampanya banner 2 

[0xd310059e470a85c1c0a80a2f.jpg]

...................................

İşçi ve Bahar Bayramı:1/Mayıs

Dünya Engelliler Haftası:10-15/Mayıs

Dünya Barış Günü:1/Eylül

Çocuk Hakları Günü: 20/Kasım

Çocuk İşçiliğine Karşı Dünya Günü:12.Haziran

Basın Özgürlüğü Günü: 3 Mayıs

Organ Bağışı Haftası :03-09.Kasım

Dünya Hayvanları Koruma Günü:4/ Ekim

İnsan Hakları Haftası:7-13/Aralık

Dünya İnsan Hakları Günü:10/ Aralık

Dünya Kadınlar Günü:8 /Mart

Dünya Çevre Günü: 5/ Haziran

Gözaltında Kayıplar Haftası:17-31/Mayıs