SöZüN TüKEndiĞi YaMaç ...


10.12.2009 - Kadının Unutturulan Cinselliği ..Kadın Mühendisler Sitesinden A
Kadının Unutturulan Cinselliği
Bilgi Şafak Dugan 
Fizik  Mühendisi

Neyse ki cinselliğini unutmamış, bir nebze olsun özgür, doyasıya, içsel yönelim bütünlüğüyle, cinselliğini yaşayabilen kadınlar var günümüzde.. Peki ya bunu yapamayan cinselliği ile organik tüm bağını yitirmiş, en temel zevk unsurlarından birine küseli yıllar olmuş yada hiç tanışamamış çoğunluk? 

Aslında büyük ölçüde cinsiyet anlayışını da belirleyen, toplumsal sosyalleşmeye bağlı olsa da; cinsellik, seks, aşksal ilişki temel dürtülerimizdendir...Nasıl, hangi koşullarda, kiminle cinselliğimizi yaşayacağımızı, ne kadar özgür olup ne kadar olamayacağımızı belirlemede toplumsal cinsiyet rolleri kesinlikle dürtüleri bile solluyor! Doğal olanı özgürce yaşamak şöyle dursun nerdeyse akli dengelerimizi zorlayacak, duygulanım bozukluğu yaratan bir "mesele" haline geliyor cinsellik kadın için! 

Cinsellikte asıl belirleyici olduğu iddia edilen kadın, genelde kendisine sunulan alternatiflerin içinden tercih yapmak zorunda kalmıyor mu? En modern,okumuş yazmış, entelektüel çevrelerde bile cinsellikte üstlendiği tarihsel rolden ne kadar sıyrılabilip özgün tercihlerini dayatabiliyor kadın? Ola ki dayatıp yaşamaya kalktığında cinselliğin arenası yatakta, rolünün dışına çıkma çabasının ötesine gidebiliyor mu? Hele bu azınlık sınıfın ötesinde, cinselliğini hiçbir şekilde seçme ve yönlendirme şansı olmamış anadoludaki tipik kadın için bir an önce unutulması gereken kötü anılar yığınından ibaret değil mi cinsellik? 

Kaç kadın cinselliğini doğal akışı içinde keşfetme şansına sahip olabiliyor? O kadar zevkli ürpertilerle yaşanması beklenen cinsellik serüveni kaç kadında KORKU- İĞRENTİ- ZORLANMA- KAYGI vs duygular eşlik etmeden yaşanabiliyor? Kadın hangi yaşanmışlıklardan/yaşanmamışlıklardan sonra cinselliğine tümüyle küsüyor? Bir barışma süreci mümkün mü? 


Kapitalist Sistemin Popüler Kültürde Kadın Cinselliğine Bakışı 

Emperyalizm ve muhafazakar siyasi güçler kadının cinselliği üzerindeki kontrolü sürdürmek için farklı taktiklerle aynı amaca hizmet ediyorlar. Bu siyasi zemin, patriarka ve cinsiyetçi tutum birbirini beslemekte . Kadının cinsel imajı giderek şişirilirken , cinselliğine dair birincil roller her daim erkeklerin elinde tutuluyor... Kadın cinsel bir obje olmanın ötesinde bir yer bulamıyor kendine ...Bunu kabullenmek durumunda kalan kadınlar, ikincil rollere razı olmak zorunda kalırken red eden kadınlar nerdeyse "güzel" olmaktan "alımlı" olmaktan kaçınıyor çoğunlukla...Cinsel arenada fikri alınmadan; sadece "talep gören" bir nesneye dönüştürülmüşken bir talep üretmek ahlaksızlığa ortak olmak gibi algılanabiliyor... 

Çıkışsızlığın kronikleştiği kapitalist düzende erkek de kadın da eziliyor...İnsanlarda pek çok alanda faşizan eğilim ve sapkınlık artarken , erkek cinselliği sonsuz tüketici bir sapıklığa , kadının cinselliği ise birincil roller üretmeyi unutmuş cinsiyetsiz bir yapıya dönüşüyor... 

Kadın hayatta kalabilmek ve diğer edinimler için bedeniyle ödeme yapmak zorunda bırakılıyor. Hayatla mücadele ederken bir yandan da kendisine dayatılan cinsiyet rollerini üstlenmeye, kendisine patriark toplum gözüyle bakmaya başlayan kadın, kendi vücudu üzerinde bir kontrolü olmadığına ikna ediliyor! Yoksul kadınlar kapitalist dünyada yerli ve yabancı pazarlarda alınıp satılan, ticarette ciddi bir yer tutan nesneler haline çoktan getirildiler. Her tür taciz, tecavüz, pornografi, seks ticaretinin nesnesi yapıldılar... Cinsel kimliği içinde kendisine biçilen rolü iyi oynamayan kadınlar, nerdeyse yok kabul ediliyor medyada ve diğer iletişim kanallarında.. Genelevlerde-sokakta- telefonda-internette hep seks nesnesi olarak sunulan kadın sinema-reklam-klip vs dünyasında da bundan başka yer bulabilmiş değil kendine.. kadın bedeni o denli teşhir ediliyor ki kadını cinsel obje olarak gözlerimize sokmanın ötesinde,kadın kendi cinselliğine / bedenine yabancılaştırılıyor... 

Popüler kültürde kadına biçilen imge on yıllar içinde elbette evrildi; çok yönlü baskılarla, iffetli bir kadın kalıbını kabullenen "edilgen kadın" dan; hayatlarına çizilen yolda birincil roller üstlenmek isteyen, özgür cinsellik sinyalleri veren "modern kadın"a geçildi. Gelgelelim geleneksel aile yapısı ile toplumsal cinsiyet bakışının oluşturduğu fon çok da değişmediğinden, henüz bu geçiş kadını gerçekten özgürleştiren , cinselliğine saygılı bir noktaya taşınamadı... Doyasıya cinselliği yaşarken onu HAFİF kadın diye niteleyen bir erkek güruhunun içinde; cinsel isteklilik/olgunluk/farkındalıkla ? "namuslu aile kadını" kavramlarının yan yana gelmeyeceğini içten içe bilen kadın sınırsız, sorgusuz seks talep edebilir mi? Popüler kültürde cinsel çekiciliğini yitirmiş kadın, son kullanma tarihi geçmiş bir ürün gibi kenara atıldığında yani tüm değerlerinden ayrıksı ve etkili bir şekilde ona itibar(!) sağlayan bu ikincil cinsellikten soyutlandığında belki geriye, kendi cinselliğini kendi talepleri doğrultusunda yaşamak seçeneği kalıyor ama artık bir ürün olarak talepkarlığı kalmadığından bu yol da çoktan kapanmış oluyor... 

Muhafazakarlık-din-inanç boyutlarında da cinselliğini saklaması-yok sayması dayatılan hep kadınlar. Muhafazakar siyasi güçlerin yükselişi ile yüceltilen tabular, kadın cinselliği hakkında hatalı anlayışlar üretmeye ve bunları beslemeye devam ediyor... Cinsellik kadınlar için bir tabu haline getirildikten sonra erkekler tarafından onu bu kanaldan yönetmek - aşağılamak-ödüllendirmek de kolay oluyor! Bu durum birçok kadının cinselliğe olumlu yaklaşmasını zorlaştırmak ve olumlu cinsel deneyimler yaşama imkanlarına ket vurmakla kalmıyor, aynı zamanda cinsel sağlık, eğitim gibi temel hak ve özgürlüklerini ihlal edip sosyal, ekonomik ve siyasi alanlarda eşit katılıma engel oluyor. 

Bunların hiçbiriyle kadının cinsellik kalesini istila edememişse sistem, ona son çözüm olarak da erkekleşmesini buyuruyor! Kadın için olumlu, sağlıklı , eşitlikçi bir cinsellik ihtimali giderek azalıyor.. 

Cinsel Sömürünün Sınırsızlığı 

Irigaray'a göre,  toplumsal cinsiyet kimliği ile cinsiyet kimliği iç içedir. Kadınlık kimliği olması gerekenin aksine patriark toplum tarafından bastırılmıştır. "Toplumsal cinsiyet farklıdır; kadın deneyimleri erkek deneyiminden farklıdır ve farklı olmalıdır" der Irıgaray. Ancak yaklaşımı bizimki gibi toplumlarda faydalı bir yansıma göstermez; toplumun temel yapısının demokrasiden uzaklığı, özgürlüklerin yaşanılırlık oranı, toplumsal tabular, ekonomik yapı vs her parça yan yana gelişinde bu kadınlık erkeklik yapısının DOĞAL akışını bozar.. 

Küçüklükten itibaren cinselliğini ortaya koymanın -yaşamanın hatta düşünmenin AYIP-YASAK-KÖTÜ olduğuna ikna edilen kadın, tüm kısıtlanmışlık ve bastırılmışlık atmosferinde yapılandırmak zorunda kalıyor cinselliğini. 

Beyninin içine sadece "güzel görünmek, güzel olmak, beğenilmek, itaat" safsatası yerleştirilen, ilk gençlik yıllarından itibaren içinde hissettiği hormonal/cinsel uyanışa yabancılaşması öğretilen, ETKİN bir role girmesinin ayıp olduğu belletilen kadın zincirlerini kırabilir mi gerçek anlamda? Psikanalist Jessica Benjamin "Kadın seksidir ama özne olarak değil, nesne olarak. Kendi arzusundan çok, arzulanmaktan duyduğu hazzı ifade eder; asıl zevk aldığı şey diğerinde arzu uyandırmak, cezp etmektir" derken tam da bunu işaret eder. 

Aile ve evlilik kurumu tek ve en makbul yapı olarak öğretilirken kadının buna sahip olmak için ödeyeceği her tür bedele boyun eğmesi de alt ezber olarak geçiliyor... Eşini, partnerini seçme şansı da genelde bulunmayan kadın her zaman kendisini korumak, hareketlerine dikkat etmek ve evlenene kadar saflık ve masumiyetin ölçütü olarak dayatılan "zar"ını korumak zorunda bırakılıyor... İffetlilik adına ona dayatılan, masum cinselliğiyle ilgili bir dil oluşturamamış kadın gerçek anlamda cinselliğiyle yüzleşemiyor... 

Bu yola girenleri bastırılmış, sakatlanmış bir cinsel kimlik bekliyor çoğunlukla.. Kendisine dayatılan cinsellik öyküsündeki edilgen rolün ötesinde gerçek bir cinsel kimlik, seçici bir cinsel partner olabilir mi? Hele ikinci perdede çoluk çocuğa da karıştıysa kadın, artık cinsel kimliğinden tümüyle arındırılmış, "anne" olmuş oluyor Anne olan kadın geleneksel aile kurumunun cenderesinde robotik görevlerle, insan üstü bir çabayla, yuva sürdürücülüğü yaparken, kendine -bedenine-cinselliğine yabancılaşmasının "ücret"i aile sahibi kadına gösterilen görece saygıyla ödeniyor...Kadın "iş güvencesi", "sigortası", "seçme ve yükselme şansı" olmayan bu kadrodan rahatsız!.. rahatsızlığını pratiğe döken, ya bu işlere hiç bulaşmamış ya da istifa etmiş kadınları da pek çok tuzak bekliyor!.. Çalışma şartlarının ağırlığından cinselliğini hatırlamayan evli kadınlar kadar bu tabu yıkıcı kadınlar da köşeye sıkışmış durumda... Kadınlığının aile içindeki sömürüsünden kurtulan kadınları, yalnızlığın sapkın beyinlerdeki ilk çağrışımı olan "sahipsiz"liğin hoyrat ele geçirme /kullanma senaryoları, saygısız bir aşağılanmayla adlandırılmanın yıpratıcılığı bekliyor... Ayrıca cinselliğini tabulaştırmayan kadının cinselliğinin estetize edilmesi yapaylaşması tuzağına da düşmemesi gerekiyor .. evli kadını kocası sömürürken; başkaldırıya yeltenen kadınları toplumun farklı kesimleri farklı şekillerde sömürebiliyor. 

Yetişme çağında erkekler cinsel teşebbüslerde bulunmaları için toplum tarafından teşvik edilirken, kızların cinsellikle ilgili konuşmaları ayıp ve yasaktır.. Kadın genellikle cinsel deneyim edinemez yada pek çok alanda olduğu gibi cinsellik alanında da, deneyim ve birikimlerini erkek kadar kullanamaz. Deneyimlilik geçer akçe olmadığı gibi yersiz eleştirilere odak olabilir. Hatta toplumun değişik kesimlerinde cezalandırılır!. "Erkekler bu konuda öyle iki yüzlü davranır ki; el değmemişliği masumluk ölçüsü olarak tanımlarken aynı zamanda yatakta çılgınca sevişmeler ister kadından! Bunu gerçekleştiremeyenin kadınlığını aşağılayıp aldatmaya hak görürken kendinde; becereni kıskanıp öldürebilir!... 

Kadınlara yönelik, sınırsız, çok yönlü ve acımasız "cinsel sömürü" o denli yaygın, alışıldık ve ısrarcı ki; aymak ve mücadele etmek pek çok kadın tarafından bile yadırganmakta ve belki de engellenmekte.. En başta kendi yakını, annesi, ablası komşusu, iş arkadaşı vs engelliyor kadının cinselliğini keşfedip yaşamasını.. 


Sonuçta Kadın Cinselliğine Küser 

Kadının bedenine-cinselliğine küsüşünün nedenlerini toparlamaya çalışırsak 

Günlük yaşam rollerindeki etkenler; 
Kötü ve yetersiz cinsel deneyimler, 
Evlilik/ilişki içinde "görev"e dönüşen seks, 
Cinsel korkular -aygılar (tecavüz ,taciz, aşağılanma, cinsel hastalıklar, seçeneksiz doğurganlık, vs) yaşama veya taşıma, 
Cinsel isteklerine odaklanamama, 
İş hayatında, erkeklerle benzer haklara sahip olabilmek için kadınlığını yok saymak zorunda kalma,
Seksin "yapma" ve "yapılma" durumuyla ilişkilendirilmiş olmasındaki sıkıntılar, 

Toplumsal yapının çarpıklığından kaynaklanan etkenler; 
Cinselliğiyle doğalitesinde tanışamama-yüzleşememe, 
Cinselliğinden utanma, 
Cinselliği ve sorunlarını konuşamama, tedavi görmeme, 
Cinsel hastalıklardan korunma bilgisi eksikliği, 
Cinsel deneyim azlığı, 
Ahlaki ve dini baskılar, 
Kadının cinsellik konusunda pohpohlanmaması , 
Cinsel partnerini seçememe, 
"Annelik"e yüklenen aşırı kutsayıcı anlamlar, 
Cinselliği kadın için ya aile içinde yada fuhuşta yaşanılırlıkla sınırlama, 
Bakireliğe yüklenen anlamlar bütünü, 
Cinsiyet ayrımcılığı temelinde kadının cinsiyet rolünün sınırlandırılmışlığı,
Sekste erkeğin hayal gücüyle sınırlandırılmak, 
Birincil cinsellik rolünün kadına verilmemesi,
Tabu-yıkıcıcılığı üstlenip, kadın imajını yıkabilmek adına içsel beğenisine kulak tıkamak, 

Popüler Kültürden kaynaklanan etkenler; 
Oluşturulan "kadının beden imgesi"ni red etme 
Oluşturulan "kadının beden imgesi"nin içini dolduramama kaygısı (!), 
Kendine biçilen rolü ret için cinselliğini baskılama, 
Kendini ayrıcalıklı ve arzu nesnesi olarak görmekle değer edinmeye koşullandırılan kadının yaşlanma sürecindeki çelişkisi, 
Yeterince güzel/çekici   olmama kaygısı, 
Çok sık kadın bedeniyle karşılaşma sonucu, bedenine yabancılaşma, 
Kadın bedeninin, "mal" olarak alınır satılır hale getirilerek aşağılanması,
Kadının beden ve cinsellik kontrolünün kadınlara verilmemesi, 


Cinsellik Hakkımızdır

Kadın kendi cinsel devrimini gerçekleştirmek, bedeni ve ruhunu ele geçirmek , kendini özgürleştirmek zorundadır. Bu mücadelede yer almak isteyen erkeklerin samimiyetini ise öncelikle patriarkada kendilerine dayatılan "ezen", "yapan", "birincil" rollerini sorgulayıp red edebilmesiyle ölçmeliyiz. Sonra belki kadın olmayı güzel ve etkileyici olmaya indirgeyip, cinsel nesne olmanın ötesinde bir rolü gönüllülük verip vermediklerine bakmalıyız! 

Kadının artık bir mal/cinsel bir meta olarak görülmemesi için erkek üstünlüğüne dayandırılan çarpık sisteminin tümüyle mücadele etmek gerekiyor... Bu anlamda pek çok kadın STK'u kadının cinselliğiyle ilgilenmişlerdir; Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Vakfı'nın hazırladığı 2004/Temmuz tarihli raporda kadının tüm cinsel hakları belirtilmiş ve Cinsel Hakların insan haklarından olduğu vurgulanmıştır... Daha coşku dolu, mutlu, tatminli cinsel yaşamlar ve ruh sağlıkları için bu ilginin sürmesi ve mücadelenin artırılması kaçınılmazdır. Ancak bundan sonra bir barışma söz konusu olabilir.  
Yorum yaz!

<- Sonraki Sayfa ->

B. ŞaFAk dUgaN

Tüm insanların EŞİT olduğu, özgürlüklerin yokedilmediği, düşüncenin ve üretmenin yasaklanmadığı, FARKLI olana önyargıyla yaklaşılmayan, her tür ayrımcılığın ortadan kalktığı , sevgi ve barış dolu bir yaşamı kurmak hepimizin elinde....
Tüm insanların EŞİT olduğu, özgürlüklerin yokedilmediği, düşüncenin ve üretmenin yasaklanmadığı, FARKLI olana önyargıyla yaklaşılmayan, her tür ayrımcılığın ortadan kalktığı , sevgi ve barış dolu bir yaşamı kurmak hepimizin elinde....

...................................

...................................

...................................

HRANT'I UnuTMaDIk!

İzleyin

..............  

...................................

SiSTeMi DöNüŞTürMek İsTİyORsANIz BuLAşıN!

Uluslararası AF ÖRGÜTÜ
BİANET:Bağımsız İletişim Ağı
RADİKAL Gazetesi
EVRENSEL Gazetesi
BİRGÜN GAZETESİ
SES ONLINE
KADIN Mühendisler Platformu
KADIN MÜHENDİSLER e-bülten
Kadın Mühendisler GRUBU
EĞİTİM-SEN
DİSK
KESK
İnsan Hakları Derneği
MAZLUMDER
İnsan Hakları Ortak Platformu
Düşünce Suçuna Karşı Girişim
HERKES EŞİT ve FARKLI
Helsinki Yurttaşlar Derneği
Savaş Karşıtları
Vicdani Ret Platformu
Anarşist Bakış
Bizim Hrant
HRANT ve BİZ
Bireysel Silahsızlanma
Tecrit ve Ölüm Orucu
Haklar ve Özgürlükler Cephesi
TAYAD
Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu
ÖZGÜR ÜNİVERSİTE
NESİN VAKFI
Türk Eğitim Vakfı
Kadının İnsan Hakları
AMARGİ
KAZETE
Uçan Süpürge
KA-MER
KA-DER
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı
MOR ÇATI
FilmMOR Kadın Kooperatifi
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi
Kaos GL
Lambda İstanbul
GÜNDEM ÇOCUK
Çocuk Hakları Koalisyonu
Engelsiz Erişim
Engelliler
Türkiye Engelliler Vakfı
Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği
Kayıp Aranıyor
GAZETECİLER SENDİKASI
ORTAK ADAY
BASKIN ORAN
UFUK ARAS
HALUK GERGER-UZAKLAR
TKİP
Türkiye Komünist Partisi
EMEK PARTİSİ
Özgürlük ve Dayanışma Partisi
Demokratik Toplum Partisi
KIZIL
Kurtuluş Cephesi
ATILIM
AÇIK RADYO
MAVİ DEFTER
ZMAG
Özgürlükçü Sol
Birlikte düşünelim
Felsefe LOGOS
HALKEvleri
TMMOB
NOKTA
ÖZGÜR GÜNDEM
KARAKUTU
TEMA
KÜRESEL ISINMA
IstanBloggers

...................................

VaKtiNiZ vArSa GöZ AtıN! PişMaN OLmAzsıNıZ..

DEVIANTART
İstanbul OYUNCAK MÜZESİ
BANU TAYLAN'ın DUKKANI
İstanbul Sokak Stili
Altı Üstü Tasarım
DUGAN BİLGİSAYAR
EKŞİ SÖZLÜK
OKUYAN US YAYINEVİ
ZİBARU
Çarpım Tablosu
Jazzetta
Endişeli Peri
Selim Tuncer
Düşler ve Erdemler
Derin Sular
Budalaca
Fikir Atolyesi
GAYKEDİ
BenHayattayken
Günlerin Tortusu
İLK 5
Mor Koyun
SİYAH KAHVE
DEVIANTART Şafak
EKİN SU DUGAN
FOTOKRİTİK Yash Skip
7.SANAT
Altın ÖRÜMCEK
JIKLET
Pino’nun Yeri
Sesli Kitap Gönüllüleri
Deli Fikir
Dino-Dream
Oyun Kurdu
Paternika
Grapp-inn
aKampus
theDOG
Kedim ve Ben
Blog Böceği
RAKI SEVER
Devletşah
EV CİNİ
ÇAY SAATİ
Portakal Ağacı
• • • • • • • •• • • • • • • • • • • •• • • •

 

Kampanya banner 2 

[0xd310059e470a85c1c0a80a2f.jpg]

...................................

İşçi ve Bahar Bayramı:1/Mayıs

Dünya Engelliler Haftası:10-15/Mayıs

Dünya Barış Günü:1/Eylül

Çocuk Hakları Günü: 20/Kasım

Çocuk İşçiliğine Karşı Dünya Günü:12.Haziran

Basın Özgürlüğü Günü: 3 Mayıs

Organ Bağışı Haftası :03-09.Kasım

Dünya Hayvanları Koruma Günü:4/ Ekim

İnsan Hakları Haftası:7-13/Aralık

Dünya İnsan Hakları Günü:10/ Aralık

Dünya Kadınlar Günü:8 /Mart

Dünya Çevre Günü: 5/ Haziran

Gözaltında Kayıplar Haftası:17-31/Mayıs